Mondros Mütarekesi'ndan sonra Hatay, Suriye'den Anadolu'ya ilerleyen Fransızlarca işgal edilmiştir.Böylece, birçok yerde olduğu gibi, Hatay’da da bir Millî Mücadele cephesi( Kuvâ-yi Milliye) oluşmuştur. 20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile imzalanan, Ankara Antlaşması’nın 7. maddesine göre Hatay, Suriye sınırları içerisinde kalacak; burada özel bir idare kurulup, Türk kültürünü geliştirmek için her türlü kolaylıktan yararlanılacaktır ,resmî dil Türkçe olacak ve para birimi olarak da Türk lirası geçerli olacaktır maddesi geçerli olacaktı.

Daha sonra Lozan Antlaşması’nda ise Suriye ile Türkiye arasında çizilen sınıra göre Hatay, sınırlarımızın dışında kalmıştır.
1936 yılında Fransa Hatay'dan ve Suriye'den çekilince Hatay'ı Suriye'ye bıraktı.Türk Hükümeti durumu kabul etmedi.

Cenevre’deki Milletler Cemiyeti toplantısında Fransa ile yapılan görüşmeler sonuç vermeyince, 9 Ekim 1936’da Fransa’ya resmî bir nota vererek, Suriye’ye yapıldığı gibi, Hatay'a da bağımsızlık verilmesini istedi.
Mustafa Kemal Atatürk , 1 Kasım 1936 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasında: “ Bu sırada, milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük bir mesele, hakiki sahibi öz Türk olan, İskenderun — Antakya ve çevresinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur. Bu işin hakikatini bilenler ve hakkı sevenler, alâkamızın şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabii görürler” diyordu.

Mustafa Kemal  Atatürk  Fransa`ya Türkiye`nin kararlılığını göstermek için, hasta olmasına rağmen Hatay sınırındaki birliklerimizi denetlemeye gitti. Yaklaşan yeni savaş tehlikesini de dikkate alan Fransa, en sonunda Hatay`ın bağımsızlığını kabul etti.
2 Eylül 1938 'de kurulan Hatay Devletinin parlamento başkanlığına Abdülgani Türkmen, devlet başkanlığına ise Tayfur Sökmen seçildi. 10 ay kadar yaşayan bu devlet 23 Haziran 1939
da Türkiye' ye katıldı. 7 Temmuz 1939`da 3711 sayılı kanun ile de Hatay, Türkiye`nin bir ili oldu. Maalesef Atam Mustafa Kemal Atatürk' ün uğruna sağlığını hiçe saydığı Hatay'ın Anavatan'a katılmasını görmeye ömrü yetmedi.



Mustafa Kemal Hatay için "Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz!" "Hatay benim namusumdur."  demiştir.



Atatürk'ten; Çocuklar için söylenmiş 15 değerli söz
1. "Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir."


2. "Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz."




"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz."

3. "Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır."


4. "Çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır."


"Çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır."

5. "Gelecek için hazırlanan vatan evlatlarına, hiçbir güçlük karşısında yılmayarak tam bir sabır ve metanetle çalışmalarını ve öğrenim gören çocuklarımızın ana ve babalarına da yavrularının öğreniminin tamamlanması için hiçbir fedakarlıktan çekinmemelerini tavsiye ederim."

6. "Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir."


"Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir."

7. "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize tahilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, temeli benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."


"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize tahilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, temeli benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."

8. "Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir."


"Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir."

9. "Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eser (Türkiye Cumhuriyeti Devleti) ona bırakacağım ve gözüm arkamda olmayacak."


"Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eser (Türkiye Cumhuriyeti Devleti) ona bırakacağım ve gözüm arkamda olmayacak."

10. "Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır."


"Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır."
11. "Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekanı unut!.. Daima çalışkan ol!”


"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekanı unut!.. Daima çalışkan ol!”

12. “Gençler! Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız.”


“Gençler! Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız.”

13. “Bir gün ulusu sizin gibi beni anlamış gençliğe bırakacağımdan çok memnun ve mesudum.”


“Bir gün ulusu sizin gibi beni anlamış gençliğe bırakacağımdan çok memnun ve mesudum.”

14. “Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.”


“Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.”

15. “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.”


“Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.”


"Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir."
kaynak onedio
Mustafa Kemal Paşa milliyetçilik şuuruna çok erken yaşlarda varmıştır.



Atatürk milliyetçiliği, kısaca 1924 Anayasası'nın 88. maddesinde ve Atatürk İlkelerinde de belirtilmiş olan, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, ulus tanımını dil, kültür ve siyasi birliktelik değerlerine dayandıran milliyetperverlik anlayışıdır.


Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk Türkçüydü.
Türkçü olduğu ile ilgili sözleri bulunur.
Mustafa Kemal türk olmasının önemini "Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır." Diyerek belirtmiştir.


Malesef Atatürk'ün vefatından sonra Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk'ün 6 okundan vazgeçerek Sosyalizmin esiri olunca bugün anlatılan Atatürk sosyalist gibi durmaktadır.


Kurduğu ülke olan Türkiye Cumhuriyet'i için
"Bu ülke, tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır." Diyerek Türkiye Cumhuriyet'inin ilelebet türklerin yaşayacağını söylemiştir.



Ulu Atam Mustafa Kemal halkına Yüce Türk Milleti diye hitap ederdi.Türk milleti hakkında
“Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir.”demektedir.


Atatürk'ün fikir babası Ziya Gökalp'tir demektedir." Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza Efendi ise, fikrimin babası Ziya Gökalp'tir."


Bozkurtlu kâğıt para ise, Atatürk döneminde 1927′de bastırılmıştır. Cumhuriyet Hükümeti’nin bastırdığı, yukarıda resimlerinin de görüldüğü ilk kâğıt paralardan 5 ve 10 Türk Lirası’nın ön yüzlerinde -adeta bir devlet arması gibi- “Ay-yıldız üzerinde Bozkurt” motifi vardır. Bu Bozkurtlu kâğıt paralar birkaç defa basılmış ve 1942 yılına kadar kullanımda kalmıştır.



Mustafa Kemal Nutuk'ta
"Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız." (Nutuk, 15-20 Ekim 1927) diyerek işbirliği eden milletleri aşağı görmez , saygı gösterir.



"Türk ve Türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz."

"Ne mutlu Türk'üm diyene!"



Atatürk’ü anlamak, sevmek, değerlendirmek ve tanımak bir bilgi aktarım işi değildir fakat akıl yoluyla inceleme, düşünme ve yaptıklarının derinlerine inme sorunudur. 

* Orhan Hançerlioğlu’nun 1961 yılında Varlık Dergisinde belirttiği gibi: Atatürk’ü anlamak ve sevmek, bir düşünceyi anlamak ve sevmek demektir. Türk tarihinde Atatürk’ün kişiliğinde beliren, yalın bir gerçekçilikle açığa vurulan bu düşünce, çağdaş uygarlık düşüncesidir. Çağdaş uygarlık deyiminden, bilim ve bilimin gücüne inanmayı, insan haklarına karşı saygı duymayı, çalışmanın değerlendirilmesini, ileriye yönelmeyi ve erdemli olmayı anlıyoruz. Çağdaş uygarlığı yaratan, gereği gibi değerlendiren insan gücüdür, insan emeğidir. Çağdaş uygarlık düşüncesi, bütün insanların eşitliğine, özgürlüğüne ve saygıdeğerliğine inanmaktan doğmuştur. Atatürk, insanı, kesinlikle ussal bir kimlik içinde görmek eğilimindedir. Akılcılığı “ Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” sözleriyle ifade etmiştir. Nadir Nadi’nin 10 Kasım 1958 yılında işaret ettiği gibi “ Yaşama iradesini akıl yoluyla kamçıladığı zaman Doğu ve Batı arasında hiçbir üstünlük farkı kalmayacağını ilk gösteren Adam Atatürk’tür.” Atatürk’ü anlamak ve sevmek, erdemli olmaktır. 
* Atatürk’ün ülkemizin bugünlerdeki durumunu özetleyen şu tümcesinin önemini de vurgulamalıyız: “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar”.. 

* Yurdunda olduğu kadar dünyada da barışı özleyen, birbirine sevdirmek gerektiğini savunan Atatürk “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” özdeyişiyle düşüncesini vurgulamıştır. 

* Mustafa Kemal Atatürk 1929 da “ Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir” demiştir. Kısaca: Mustafa Kemal, bir ülkü, bir düşünce sistemi, her alanda kurtuluşun, uygarca yaşamanın, adam olmanın, yücelmenin hızı, gücü ve kaynağıdır. 

* Mustafa Kemal’in sözlüğünde bağımsızlık, bir devrimci birikimin adı, bir devrimci eylemin yöntemi olmuştu. O’nun “Hangi bağımsız millet vardır ki ecnebilerin nasihatları ile, ecnebilerin planları ile yükselebilsin” sözlerini günümüze taşıyıp yorumu sizlere bırakıyorum. O’nu çağın önüne geçiren en özlü niteliği, başkalarının göremediğini tam zamanında görerek ve cesaretle, başkalarının yapamayacağı biçimde yapmış olmasıdır. 

* Atatürk yalnızca kendi ulusu için değil, ezilen birçok ulusun da devrim simgesidir. 1996 yılında ölen Haiti Cumhurbaşkanının mezar taşındaki hitabede “ Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm” yazısı bulunmaktadır. 

 * Milli birliği pekiştirmek için vurguladığı “ Ne Mutlu Türküm Diyene” sözüyle Türk insanına öncelikle millet olma onurunu kazandırmıştır. İsmet İnönü’nün 22 Kasım 1938 de yazdığı gibi bu deyiş Atatürk’ün engin ruhunun, hiç sönmeyen aşkını en anlamlı bir şekilde özetlemesiydi. 

* İlknur Kalıpçı’nın “Her Yönüyle İnsan Atatürk” adlı kitabında belirtilen ve Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı nedeniyle yapılan UNESCO toplantısında, 152 ülkenin imzaladığı bir kararla, çağa damgasını vuran önder olarak oy birliği ile kabul ettiği; ATATÜRK KİMDİR? “ Atatürk, uluslar arası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi; Olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci; Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder; İnsan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü; Bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşsiz Devlet Adamı; Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu” metni ile Atatürk’ ü nasıl anlamamız gerektiği açıkça vurgulanmıştır. 

* Atatürk diyor ki “Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim bugün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım” Bir bakıyorsunuz kara tahtanın başında harf öğretiyor, arkeolojik kazılara gidiyor, tren raylarının genleşme hesabını yapıyor, şehirleşme planları yapıyor, tiyatro eseri oynatıyor. O’nun hiç unutulmaması gereken şu özdeyişini de unutmamalıyız: “ Geçmişi ne kadar çok unutursak geleceği korumak o kadar zor olur” Bu nedenle O’nu anmayı bırakıp düşüncelerini anlamaya çalışıp, yakamızda taşıdığımız kadar fikir ve eylemlerimize de taşıyabilmeliyiz. 

* Yüce Atatürk, 1937 yılında milli ve ebedi vasiyetinde “Gençler; benim gelecekteki emellerimi üstlenen gençler…Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnunum ve mutluyum. Buna cidden sevinmekteyim. Fakat beraber yaşadığımız müddetçe benim hedefime yürümenizi talep etmek, meşru bir hakkım olarak tanınmalıdır.” biçiminde seslenmiştir. 

* Atatürk; kurucu, yapıcı, geliştirici ve daima ileriye, çağdaşlaşmaya yönelen, enerjiyi milletten, milletin vicdanından, inançlarından ve özlemlerinden alıyor; topluyor ve bir güç oluşturarak tekrar millete yansıtıyordu. Atatürk gerçeğinin en önemli özelliği de buydu. Erdal Atabek’in 13 Kasım 2000 de Cumhuriyet gazetesinde yazdığı gibi “Yapılması gereken Atatürk’ün yaratıcı dehasını keşfederek O’nu üretmek, anlamak, geleceğin bilinci yapmaktır.” 

İki farklı şiirden birkaç satırla yazımıza son vereceğim.. “Adanalı değil ama Adanalı kadar sıcak kanlı, Bizim mayamızdan bizim kumaşımızdandı Mustafa Kemal. İnsan üstü değildi Atatürk
 , Tam insandı. 

Ata’dan Mektup 
“Beni seviyorsanız ve anlıyorsanız; 
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil. 
Bilim ağartsın saçlarınızı, bigi toplumu olunuz. 
Ancak, böyle aydınlanır sonsuz karanlıklar. 
Mustafa Kemali anlamak, ağlamak değil; Mustafa Kemal bilinci, sadece resimde değil”. 



Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde kitapla bütünleşmiştir.

Bu okuma sevgisinin kendisine sağladığı bilgi birikimini zaman zaman yazmaya dönüştüren Atatürk, yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar yazmıştır.



ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR:
Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde kitapla bütünleşmiştir. Bu okuma sevgisinin kendisine sağladığı bilgi birikimini zaman zaman yazmaya dönüştüren Atatürk, yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar yazmıştır. Yazdıkları gerek güncelliği, gerekse yol göstericiliği açısından bu gün dahi tartışmasız gerçekleri içermektedir. O'nun günümüzde hala geçerliliğini koruması ileri görüşlülüğünün ve akılcılığının göstergelerinden biridir. Mustafa Kemal, özellikle II. Meşrutiyet'in (23 Temmuz 1908) ilanından sonra tüm dikkat ve çalışmasını askerlik üzerine yoğunlaştırılmıştır. O, mesleki bilgileri artıracak yayınların yapılmasını gerekli görüyordu. Bu amaçla mesleğinin ilk yıllarından itibaren askerlikle ilgili birikimlerini aşağıda isimleri belirtilen kitaplarda toparlanmıştır.
1- Tâbiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih
2- Takımın Muharebe Talimi (Almanca'dan çeviri - 1908)
3- Cumalı Ordugâhı - Süvari: Bölük, Alay, Liva Talim ve Manevraları (1909)
4- Tâbiye ve Tatbikat Seyahati (1911)
5- Bölüğün Muharebe Talimi (Almanca'dan çeviri - 1912)
6- Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918)
7- Nutuk (1927)
8- Vatandaş İçin Medeni Bilgiler (Manevi kızı Afet İnan adıyla yayımlandı) (1930)
9- Geometri (isimsiz yayımlandı) (1937)


Atatürk'ü Anlatan En İyi Kitaplar




Atatürk'ü Doğru Anlamak
Sezgin Kızılçeli


Benim için yazının, insanları rahatsız etme gibi bir işlevi vardır. Hele hele yazının bu işlevi, bilgisayarlaştınlmış, elektronikleştirilmiş, robotlaştırılmış, otomatlaştırılmış, düşünmemenin başat ve yükselen değer olduğu yüzyılımızda daha önemli bir hale geliyor. O halde yazının öneminin giderek kaybolduğu bir dünyada inadına yazı ve yeniden yazı diyoruz. Özellikle, ülkemizde sözlerin ortalığı kasıp kavurduğu, her tarafa sözlerin fırlatıldığı, önce söz vardı anlayışlarının etrafa saçıldığı ve bütün toplumu kapladığı, düşünen ve yazı yazan Türkiye yerine konuşan Türkiye'nin istenildiği, ağzı olan herkesin konuştuğu/konuşturulmaya özendirildiği bir ortamda ve görüntülerin/ekranların hükümran olduğu yaşama ağımız ve anımızda yazı, yeniden yazı, tekrar ve inadına yazı, önemli bir dönemeç ve toplumumuz için büyük bir kilometre taşı olma özelliğini koruyor. Gelin hep birlikte yazıya geri dönelim, az konuşup, bilgi dağarcığımızı geliştirip, söz söylemeyi sonraya bırakalım. Konuşma ve söz kirliliğini, ülkemizin önemli bir sorunsalı olmaktan çıkaralım.
(Önsöz'den)



Atatürk - Modern Türkiye'nin Kurucusu

Andrew Mango
Uzman bir yazar, nesnel bir yapıt;
İşte Atatürk'ün yaşamı ve mücadelesi!...
İstanbul doğumlu İngiliz yazar Andrew Mango, beş yılı aşkın bir süre yaptığı araştırmalar sonucu, bu yapıtla kapsamlı ve nesnel çalışma ortaya koyuyor.
Türkiye'nin, bağımsızlığı ve varoluşu yolunda Atatürk gibi bir liderle yakaladığı olağanüstü şansı irdeleyen yazar, onu salt lider özellikleriyle değil, yakın çevresi ve insan ilişkileriyle de yansıtmayı başarırken, dönemin toplumsal yapısı ve güç dengelerine de açıklık kazandırıyor.
Prof. Geoffrey Lewis Atatürk için "O, tek bir insanın neler yapabileceğini gösteren 20. yüzyılın olağanüstü lideri" diyor. Evet, kitleleri ardından sürükleyebilen, insanları birbirine kenetleyebilen siyasal önder... Ancak sonuçta Atatürk de herkes gibi bir insan... Karizması, zaafları, kadınlarla olan ilişkileri, dostlukları, nefretleri, iyilikleri ve hatta kıskançlıklarıyla bir insan... Mango, bu olağanüstü çalışmasıyla, Atatürk'ü işte bu yönleriyle daha bir yakınlaştırıyor bize.
Bu basımda Saltanat ve Cumhuriyet dönemine ilişkin tüm yazılı kaynaklara ulaşılmıştır. Çoğu eski yazı birçok belge aslından olduğu gibi aktarılmış, döneme özgü söyleyiş ve ifade özellikleri korunmuştur.


Çankaya - Falih Rıfkı Atay


Söz konusu Atatürk ise, adı anılması gereken ilk kitap basım tarihi 1961 olan 'Çankaya'dır. Falih Rıfkı Atay, bizzat Atatürk'ün masasındadır ve şahit olduğu olayları kaleme almıştır. Atay'in subay, lider, kumcu, deha sahibi, devrim adamı olarak ve elbette insan Mustafa Kemal Atatürk'ü birinci elden tanıklıklarla anlattığı kitabı pek çok belgesel ve roman için de başvurulan ilk kaynak oldu.



Atatürk - Yakup Kadri Karaosmanoğlu 

"Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti" diye başlar Türk edebiyatının büyük ismi Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 'Atatürk' isimli eseri. Yakup Kadri kitaba 'biyografik tahlil denemesi' der. "Atatürk'ün ölümünü takip eden yas ve elem haftalarında ve hemen bir hamlede yazıldığı için kitapta objektif bir vakıf aranmamalıdır" diye özellikle belirtir Karaosmanoğlu.

Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu - Lord Kinross İngiliz hükümeti tarafından 1952 yılında Atatürk hakkında bir biyografi yazmakla görevlendirilen Patrick Kinross, tam 5 yıl boyunca bu kitap için çalışmalarını sürdürdü ve kitap 1960'ta yayımlandı. Eser, Atatürk'ün karakterine dair net bir fikir elde etmemizi sağladığı kadar, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarını ve yeni kumlan Türkiye'nin ilk yıllarını da anlatıyor.





Tek Adam - Şevket Süreyya Aydemir 


Toplam üç ciltten oluşan ve 1963 yılında basılan eserinde Aydemir, Mustafa Kemal'in eksiksiz biyografisini kaleme alırken, yıkılan bir imparatorluğun ve kurulan yeni cumhuriyetin serüvenini de anlatır. Eser, ailesinden dostlarına karşıtlarından düşmanlarına ve tüm bunlarla olan ilişkilerine, kişisel çatışmalarından devrimlerine en hacimli Atatürk kitabı.





Sarı Zeybek-Can Dündar Can Dündar
Sarı Zeybek'i 90'lı yıllarda çekti. Sonra da kitabını yaptı. Sarı Zeybek'te biz, Atatürk'ün sinirlenen, üzülen, özleyen, mutlu olan, kabahat işleyen, içki ve sigara içen yüzünü gördük. Tarihsel perspektif bağlantısını koparmadan, cephedeki değil balodaki halini tanıdık. Kitap, Atatürk'ün gündelik hayatında da ne kadar etkileyici olduğunu gözler önüne seriyordu.




Hangi Atatürk - Attila İlhan 

Attila İlhan kitabında Atatürk'ün üniformalı aldığı kararların, kurduğu cümlelerin ve yaptığı hamlelerin siyasi yönünü değerlendiriyor. Osmanlı İmparatorluğu'yla Türkiye Cumhuriyeti'nin 'yönetim biçimi'ni irdelerken Atatürk'ün yaptıklarını, söylediklerini Galievci bakış açısıyla okuyor, ondaki 'sosyalist lider' yönünü ortaya çıkarıyor. 'Hangi Atatürk', yazılmış en iyi portrelerden biridir.



Devrim Tarihi ve Toplum Bilinci Açısından Atatürk - Emre Kongar 

Sosyolog Emre Kongar, Atatürk'e Türk Devrimi ve bu büyük hamle sırasında gerçekleştirdikleri üzerinden yaklaşıyor. Resmi belgeleri, gizli Meclis tutanaklarını, Atatürk hakkında yazılmış anıları, bilhassa yabancı isimlerin kaleme aldığı Atatürk kitaplarını, Atatürk'ü ve dönemini anlatan romanları ve elbette Nutuk'u toplumbilim kuramı açısından ele alıyor.




Ama Hangi Atatürk - Taha Akyol 

Kitap, aslında bir Atatürk biyografisi değil. Daha çok Atatürk'e yöneltilen bakış açılarını değerlendirip hem eleştiren, hem de doğru olanı gösteren bir metodu var. Akyol'un özellikle 'Hangi Atatürk' için yazdığı eleştiri yazısı kitabın temelini oluşturuyor. Yazar, Müslüman, Batılı, siyasetçi, kumandan Atatürk'ü irdeliyor ve İstiklal Savaşı sonrası verdiği demeçlerin analizini yapıyor.



Atatürk - Klaus Kreiser 

Alman tarihçi Klaus Kreiser'in Atatürk biyografisi, en güncel metinlerden biri. Özellikle, Atatürk'ün eğitimi ve kendini yetiştirmesi meselesine odaklanan Kreiser, henüz cephede bir subayken belirlediği hedefi ve yaptıklarını; Atatürk'ün okuduğu eserler üzerinden açıklıyor, bir subaydan, Türk modernitesinin kuruculuğuna uzanan kişisel serüvenini anlatıyor.


 
Mustafa Kemal'in Romanı : Acılar Masal Oldu
Tarih romanlarıyla ünlü Yılmaz Gürbüz, bu kitabında Mustafa Kemal Atatürk’ün ailesini ve çocukluğunu anlatıyor.
Rum ve Bulgar eşkiyalarının saldırılarıyla inleyen Balkanlar...
93 Harbi’nde yaşanan bozgundan sonra dağılan, yoksullaşan, göç etmek zorunda kalan milyonlarca Türk…
Mustafa Kemal’in babası Ali Rıza Efendi ve diğer gümrük memurlarının çete baskınlarında yaşadığı sıkıntılar…
Rüşvet çarkına dahil olmayı reddettiği için memurluktan ayrılmak zorunda kalan Ali Rıza Efendi’nin ticarete atılması ve diğer Türk tüccarlar gibi yaşadığı sıkıntılar…
Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın evliliklerinin öyküsü…
Rum çetelerine karşı direnişe geçen Türk çeteleri ve bu çeteler içinde yer alan Mustafa Kemal’in akrabaları…
Yokluk ve yoksulluk nedeniyle Mustafa Kemal’in çocuk yaşta ölen iki ağabeyi...
Mustafa Kemal’in çocukluğu… İlkokul ve askeri ortaokul dönemleri… Türk milliyetçisi fikirlere ulaşması…
Babasının ölümü ve ailecek çektikleri sıkıntılar…
Çok iyi bildiğimizi düşündüğünüz bir dönemi büyük bir cesaretle anlatıyor Yılmaz Gürbüz… Ve aslında ne kadar az şey bildiğimizi gösteriyor bize..





Gazi ve Fikriye -Hıfzı Topuz

Mustafa Kemal'i, karşılık beklemeden, yürekten, yalnızca 'O' olduğu için seven tek kadın Fikriye... Milli mücadelede her zaman onun yanında olmasa da, desteğini hep hissettiren Fikriye... Ne yazık ki Fikriye'nin, bu içten sevgi karşılığında elde edebildiği tek şey büyük bir hayal kırıklığı olmuştu. Hıfzı Topuz'un bu tarihsel romanında, Mustafa Kemal ile Fikriye'nin tanışmaları, ilişkilerinin bilinmeyen yönleri ve Fikriye'nin trajik sonu sürükleyici bir dille anlatılıyor.



"Bu kitap çağdaş Türkiye'yi yaratan ve tarihin akışını değiştiren büyük önder hakkındaki birçok bilgi eksiğini giderecek bir araştırma ürünüdür.
"İşte, şimdiye kadar yayınlanmış en kapsamlı 'Atatürk' incelemesi...'Atatürk büyüleyici ve gizemli bir kişilik olarak belleklerde kalıyor."
-The Times-
"Son zamanlarda yayınlanmış yaşam öykülerinden pek azı Lord Kinross'un 'Atatürk'ü kadar başarılıdır. Bu yapıt şan ve şerefin insan biçimine girmiş unutulmaz anıtıdır."
-Sunday Telegraph-
(Arka Kapak)



Ölümsüz Atatürk-Vamık D. Volkan,Norman Itzkowitz

Bir insan olarak Atatürk ve yaşam öyküsü

"Kederli bir ulus"un varlığı, Mustafa Kemale, kendi ruhsal dünyasında yaşattığı kederli anne imgesi üzerine yansıtacağı dışsal bir gerçeklik sundu. Kederli ulus, ona yaşamı boyunca sürecek Türk ulusunu kurtarma ve onarma misyonunu kazandırdı. Atatürk ünvanını aldığında kederli ulus onarılmış durumdaydı. Diğer bir ifadeyle söylersek, kendi çocukluğunun mutsuz ortamını mutlu ve muhteşem bir ortama dönüştürmüştü. Mustafa Kemal, ele geçirdiği ilk fırsatta tarihsel arenayı kendi içsel dramının yaşandığı sahne olarak kullandı. Mustafa Kemal Atatürkün kişisel gelişimini çocukluğundan başlayarak ölümsüz Atatürk oluncaya kadar geçen bütün bir süreci öykülendirmeyi, onun kendi iç dünyasıyla -kurucusu olduğu ve daha sonra modern bir ulusa dönüştürdüğü Türkiye olarak- dış dünya arasındaki karşılıklı etkileşimi çözümlemeye çalıştık.''

***


Atatürk'ü Çocuklara Anlatan En İyi Kitaplar




Ben Mustafa Kemal-Aydoğan Yavaşlı

Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarını konu edinen elinizde tuttuğunuz bu kitapta Mustafa Kemal kendisini ve mücadele arkadaşlarını anlatıyor: Çocukluğunu, gençliğini, arkadaşlarını, mücadelesini ve en önemlisi, mücadelesine temel olan düşünceyi açıklıyor.

İşgale uğrayan yurt topraklarında, askeri başarıların yanı sıra toplumsal yaşamda da hangi koşullarda neyi nasıl yaptığını bize duru ve yalın bir dille, roman tadında aktarıyor. BEN MUSTAFA KEMAL`İ diğer bütün kitaplardan ayıran, en başta bu özel Öte yandan, T.C. Kültür Bakanlığı Çocuk Romanı Ödülü`nüde alan bu kitap aslında gerçek ödülünü yarının aydınlık yüzlü genç okurlarından almış ve kısa zamanda baskı üzerine baskı yapmıştır. BULUT YAYINLARI, yarının aydınlık Türkiye`sini kurma çabasında olan aydınlık insanların yanında olmaktan, katkıda bulunmaktan onur duyuyor.
Aydoğan Yavaşlı,  12+ yaş, 136 s., Bulut Yayınları, 18. Baskı; 2007




Prof. Dr. Toktamış Ateş
KELİME YAYINLARI


''Ben bu kitabı, salt kendi kızım için değil, tüm kızlarımız ve erkeklerimiz için daha doğrusu, tüm çocuklarımız için kaleme aldım. Zira, her şeyimizi borçlu olduğumuz Atatürk’ü anlamayan çocukların varlığı, beni çok üzüyor.

İlköğretim sıralarındaki çocuklarımızın ve bunları eğiten değerli öğretmenlerinin, "Atatürkçülüklerinden" kuşku duymuyorum. Ama özellikle çocuklarımızın fazla anlamadan ve salt ezbere dayanan Atatürk sevgileri; bir nokta geliyor, yerini "kuşkuya" bırakıyor ve uzaklaşmalara neden oluyor.

Umuyorum "Benim Atatürk Kitabım", çocuklar için yararlı bir kitap olur ve haklı olarak, "Türk milletinin bir şansı" olarak değerlendirdiğimiz Atatürk’ü anlamalarına katkıda bulunur.''





Atatürk'ü Gördüm- Muzaffer İzgü
Her kitabı sevrek okunan Muzaffer İzgü, çocuklar için yeni bir dizi hazırladı: Ben Çocukken. İzgü'nün çocukluğuna ilişkin öylesine renkli ve ilginç anıları var ki, bunları çocuklarla paylaşmadan edemedi. Okusunlar, öğrensinler, eğlensinler diye. Dizinin ilk kitabı Atatürk'ü Gördüm, altı öyküden oluşuyor




Atatürk Olmak- Aytül Akal


"Büyüyünce ne olacağım?" Büyük-küçük bütün çocukların derdi bu değil mi?

Kimisi sayıp döker en ilginç meslekleri, kimi bir türlü karar veremez. Ne olmalı? Ne seçmeli?

Bir gün sınıfta öğretmeni Atatürk'ü anlatır. İşte o gün çocuk ne olmak istediğine karar verir.




Çocuklar İçin Nutuk-A. Adnan Çakmakçıoğlu




Atatürk Çocuk Olmuş- Sevgi Tanrısever

''Gökberk'le Ece de Ata'larının elini hürmetle tuttu ve öptüler.

Atatürk gülümseyerek şöyle der:
-Söyleyin bakalım çocuklarım ben fotoğrafta nasıl çıkmışım?

Ece'yle, Gökberk çok güzel der gibi bir yandan başlarını sallarlarken, bir yandan da
şöyle söylerler:

-Çok güzel çıkmışsınız efendim!..

Ece söze devamla:
-Atam, bensizin fotoğraflarınıza, özellikle salıncaktan sallanırken olana bakarken
gözlerinizdeki çocuğu gördüm…

Gökberk evet der gibi başını salladı. Arkadaşını onaylamak için şöyle dedi:
-Atamız Çocuk Olmuş…''




''Sevgili çocuklar,
Bu kitap, hayatını Atatürk ile ilgili araştırmalara adamış olan
Turgut Özakman’ın yazdığı Dersimiz Atatürk filmindeki bilgiler ve fotoğraflarla hazırlandı.
Resimli öykü-tarih kitabı, Atatürk’ün hayatı, zaferleri, devrimleri ve Türkiye cumhuriyet tarihi ile ilgili rehber bilgiler içeriyor. En önemlisi, Atatürk’ün büyüklüğünü ve değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
İlkokul 5. sınıfta okuyan öğrencilerin Atatürk’ü daha iyi anlamaları için verilen bir ödev ile başlayan öykü, içerdiği bilgilerle eşsiz bir bilgi kaynağı…
Evde, okulda, her yerde yararlanabileceğiniz bu kitap ile
Atatürk’ü çok daha iyi tanıyacak, anlayacak ve bir ömür boyu
unutmayacaksınız!''

KAYNAK: 
http://www.egitimajansi.com